Turist kadın sevgilisini bıçakladı

21 Mayıs 2009

İngiltere’den, tatil için Marmaris’e geldiler. Başbaşa kaldıkları odalarında kavga çıktı. Kadın bıçağı eline alıp sevgilisine sapladı.
Muğla’nın Marmaris ilçesinde sevgilisini yaraladığı iddiasıyla gözaltına alınan İngiliz kadın, erkek arkadaşının şikayetçi olmaması nedeniyle serbest bırakıldı.

Alınan bilgiye göre, Marmaris’te dün meydana gelen olayda, aynı otelde birlikte kaldığı erkek arkadaşı Paul Gingell’i (55) bıçakla göğsünden yaraladığı iddiasıyla gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen J.H, yaralanan Paul Gingell’in şikayetçi olmaması dolayısıyla serbest bırakıldı.

Bu arada, olayda ağır yaralanan Paul Gingell’in sağlık durumunun iyiye gittiği ve görevlilere olayla ilgili ifade verdiği öğrenildi…

Ev sahiplerine şok

21 Mayıs 2009

Maliye Bakanlığı koltuğunu 2 Mayıs’ta devralan Mehmet Şimşek’in yol haritası netleşti. Hafta sonu Gelir İdaresi Başkanlığı yetkililerinden bilgi alan Bakan, bürokratlara ‘kesinlikle vergi affı yok’ mesajı verdi. Zaman gazetesinin haberine göre Şimşek, bakanlık süresi boyunca kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve verginin tabana yayılması çalışmalarına ağırlık verme kararı aldı.

Halen meskenlerde yıllık 2 bin 600 TL’ye kadar olan kira gelirleri vergiden muaf. Yeni düzenleme sonrasında bu sınırın altında kira geliri elde edenler de vergi ödeyecek. Bu projenin hayata geçmesi halinde kira gelirini düşük göstererek vergiden kurtulan gizli gayrimenkul zenginleri, Maliye’nin yolunu tutacak.

Yeni Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçen hafta sonu Gelir İdaresi Başkanlığı yetkililerinden bilgi aldı. Şimşek, bürokratlarına ‘kesinlikle vergi affı yok’ mesajı verdi. Vergi alacak stokunun gözden geçirilmesini isteyen Şimşek, gayrimenkul sektörüne yönelik denetim ve incelemelerin de artırılması talimatında bulundu. Bakan Şimşek’e göre, kira gelirlerinin vergilendirilmesindeki alt sınır aşağı çekilmeli. Maliye bu yolla daha fazla ev sahibinden vergi almayı hedefliyor. Ayrıca gayrimenkul sektörünün de kayıt altına alınması amaçlanıyor. Maliye Bakanı, gayrimenkullere yönelik vergilendirme sisteminin de tekrar gözden geçirilmesini istedi.

Mehmet Şimşek, yüzde 70′lere çıkan dolaylı vergiler konusunda da çalışma yapılması gerektiğini bildirdi. Şimşek’e göre dolaylı vergiler gözden geçirilerek Kurumlar Vergisi ödeyen mükellef sayısı artırılmalı. Kurumlar Vergisi tahsilatının büyük kısmının ilk 100 mükellef üzerinden yapıldığına dikkat çeken yeni bakan, diğer firmaların da işin içerisine sokulması gerektiğini kaydetti. Maliye Bakanı Şimşek’in en çok önem verdiği projelerden biri de bilgi işlem altyapısının güçlendirilmesi. Bu sayede bakanlığın taşra teşkilatında görev yapan yaklaşık 40 bin eleman masa başından kurtulacak. Bu personel aktif vergi denetimlerinde görevlendirilecek. Birçok sektörde uygulanan KDV istisnasına da değinen Bakan Şimşek bürokratlarına, “Bu istisnanın ya kaldırılması gerekiyor ya da azaltılmalı.” dedi. Yeni dönemde mükellefin işini kolaylaştıracak düzenlemeler de gündeme gelecek. Tek beyanname ile mükellefin vergi dairesindeki tüm işlemleri halledilecek. Yüzde 2,5 olan tecil faizi ile yüzde 2 olarak uygulanan gecikme zammı oranlarının eşitlenmesi de gündemde.

Maliye Bakanlığı’nın yeni yol haritası

Kayıt dışı ile mücadelede taviz yok.

Kira gelirinde istisna aşağı çekilmeli.

Bilgi işlem altyapısı güçlendirilecek.

Vergi affı kesinlikle olmamalı.

Tecil faizi ile gecikme faizi eşit olsun.

Verginin tabana yayılması şart.

Taşradaki personel denetime çıksın.

KDV istisnası azaltılsın veya kaldırılsın.

Mükellef için tek beyanname yeterli olmalı.

Mükellefler posta yoluyla bilgilendirilmeli.

Denetim daha etkin hale getirilecek…

Sulukule’nin yıkılması kınandı

21 Mayıs 2009

ABD Helsinki Komisyonu eş başkanları Demokrat Parti Maryland Senatörü Ben Cardin ve Demokrat Parti Florida Milletvekili Alcee Hastings, ”bin yıllık tarihin tahrip edildiğini” savunarak, ”yıkım kararını kınadıklarını” belirten bir açıklama yayımladı.

Cardin açıklamada, ”Bu hafta Sulukule’nin Türk hükümeti tarafından buldozerlerle yıkılması, Roman halkının düşünülmediğini göstermekte ve ne yazık ki İstanbul’un yüzyıllarca eski tarihini silmektedir. Türk hükümeti, Roman ailelerine gerektiği şekilde telafide bulunmalıdır ve şimdi tarihi mahalleleri ortadan kalkan bu toplumu burada tutacak alternatif yerleşim yeri sağlamalıdır” ifadelerini kullandı.

Sulukule’nin yıkımının ardından yapılacak yüksek fiyatlı villa tarzı evlerde yaşamaya Roman halkının parasının yetmeyeceğini belirten Cardin, ”Roman halkı neredeyse bin yıldır bu bölgeyi evi bilmişti” dedi.

Bu yeni şehircilik projesinin, tarihi bir mahalleyi ortadan kaldırıp 3 bin 500 Sulukule yaşayanını kentin 40 kilometre uzağındaki Taşoluk bölgesine veya sokaklara attığını savunan Cardin ve Hastings açıklamada, ”Bütün Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) katılımcı ülkelerini 1999 yılında İstanbul zirvesinde ve diğer AGİT belgelerinde kabul edilen, Roman halkına hak ettikleri saygıyla davranılması sözünü onurlanlandırmaya çağırıyoruz” sözlerini kullandı.

ABD, 1975 Helsinki Anlaşması kararları çerçevesinde, AGİT kararlarının uygulanmasını izlemek üzere, bağımsız bir hükümet kuruluşu olarak Helsinki Komisyonu’nu oluşturmuştu. ABD Helsinki Komisyonu’nun 9 üyesi ABD Senatosundan, 9 üyesi ABD Temsilciler Meclisi Milletvekillerinden oluşurken, ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Savunma Bakanlığı ve ABD Ticaret Bakanlığı’ndan da birer üye bulunuyor…

Bebeğini emzirerek öldürdü

21 Mayıs 2009

Böylesi de ilk defa duyuldu. Anne o gece bebeğini 3 kere emzirdi. Zavallı bebek süt yerine zehir emdi ve hayatını kaybetti.
Rusya’da saf alkol içen bir anne 5 aylık bebeğine meme verince bebeğin ölümüne yol açtı.

Ria Novosti ajansındaki haberde, Sretensk’te yaşayan 28 yaşındaki annenin 3 Nisan gecesi yarım litre saf alkol içtikten sonra bebeğine 3 kez meme verdiği ve bebeğin alkolden zehirlenerek öldüğü belirtildi.

İhtiyatsızlıkla ,bebeğinin ölümüne sebebiyet veren annenin bir yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtilen haberde, mahkemenin ayrıca annenin alkol bağımlılığından kurtulması için kürlere katılmasına karar verdiği de ifade edildi…

Kola içenler dikkat!

21 Mayıs 2009

Yunanlı bilim adamları tarafından yürütülen bir araştırma, aşırı kolanın vücutta potasyum seviyesini düşürdüğünü ortaya koydu. Ioannina Üniversitesi tarafından uzmanlarına göre daha kola kalp ritminin bozulmasına, kalp krizine ve kasların kasılıp kalmasına yol açabiliyor.

2007′de dünya çapında kola ve şekerli gazlı içecek tüketimi 552 milyar litreydi. Yani her insana yılda 83 litre düşüyordu. Bu oranın 2012′de 95 litreye çıkacağı öngörülüyor.

Vatan’daki habere göre günde 3 litre kola içen 21 yaşındaki bir hastada kalp tıkanıklığı yaşandığı ancak kolayı bırakıp potasyum takviyesi aldığında tamamen iyileştiği gözlendi.

Kolanın daha önce de obezite, diş çürümesi, diyabet ve kemik dokusunu zayıflatma gibi sorunlar yarattığı da ortaya çıkmıştı. Bilim adamları yüksek orandaki şeker ve kafeinin vücuttaki potasyumu yok ettiğini tahmin ediyor…

4.2 milyon emekliye zam umudu

21 Mayıs 2009

Ankara 17. İş Mahkemesi, Ecevit Hükümeti döneminde çıkarılan kararnameye göre, aktif çalışan işçiler ile memur ve memur emeklilerine ödendiği halde işçi emeklilerine ödenmeyen zammın verilmesi gerektiğine hükmetti. SGK’nın kararı temyiz etmesi bekleniyor. Kararı Yargıtay da onaylarsa, 2003 yılında emekli aylığı alan tüm emekliler “eksik” ödemeden kaynaklı aylık farklarını, yasal faizi eklenerek 2003’ten itibaren birikimli olarak alabilecekler.
2002’de Ecevit Hükümeti’nin çıkardığı 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu kararına göre, çalışan ve emeklilere ek zam verildi. Bu kararnameden işçi emeklileri yararlanamadan işbaşına gelen AKP Hükümeti 2003’te bu kararnameyi kaldırdı. Türkiye İşçi Emeklileri Derneği, Nadir Üşekçioğlu (70) adlı emekliye Ankara 17. İş Mahkemesi’nde dava açtırdı.

Av. Yavuz Dersan’nın hazırladığı dava dilekçesinde, “Kararnameye göre işçi ve memurun 31.12. 2002 yılı maaşına verilen zamdan doğan farkın işçi emeklilerine de ödenmesi gerektiği” vurgulanarak, “31.12.2002’de bu kararname yürürlükte olduğuna göre; 2003’te kaldırılan kararname geriye yürümez” denildi. Mahkeme de bu istemi kabul etti. Mahkeme, dilekçedeki bununla bağlantılı 2007 Merkezi Bütçe Kanununa göre, 2006 yılı Aralık ayı maşlarına 3.58 oranında zam gerekirken, Bakanlar Kurulu kararı gereği 1.33 oranında artış yapıldığı iddiasını kabul ederek, işçi emeklilerine yüzde 2.25’lik bir eksik ödeme oluştuğuna ve bunun 2003 yılından itibaren yasal faiziyle birlikte mağdur emekli Üşekçioğlu’na ödenmesi gerektiğine de hükmetti.

Eksik ödemeler hesaplandı

Mahkeme, Av. Ertuğrul Yalçın’ın, 2003 Ocak ayından, davanın açıldığı 2007 yılı Ocak ayına kadar eksik ödemeler toplamı olan bin 837.07 TL’nin davacıya ödenmesini de benimsedi. Bu alacağa dava tarihinden itibaren yasal faizinin uygulanması da karara bağlandı. Davacının dava tarihinde 709,31 TL olan emekli aylığı da 771,96 TL’ye yükseltildi..

Kardeş gibi olunca ayrıldılar

21 Mayıs 2009

Zaman içinde kardeşim gibi olmuş.”
“Adab-ı Muaşeret”in oyuncularından Yıldız Asyalı, Arda Kural’la neden ayrıldıklarını açıkladı: “Arda benim ilk aşkımdı. 7 yıl ara verdikten sonra yeniden bir araya geldik. Fakat gördüm ki ikinci kez bir araya gelmek yanlışmış. Çünkü zaman içinde kardeşim gibi olmuş.”

Rol aldığınız “Adab-ı Muaşeret” filmi vizyona girdi. Hayırlı olsun…

- Teşekkürler… “Adab-ı Muaşeret” lisedeki kızlar çetesinin adı. Ve bizimkisi gerçek bir hikaye. Yapımcımızın eşinin lise yıllarında böyle bir kızlar çetesi varmış. O hikayeden yola çıkarak yapıldı film.

Nasıl bir çete bu?

- “Adab-ı Muaşeret”, adap kuralları için kurulmuş bir çete. Zaten filmde de okulu kızlar yönetiyor. Erkek çetesine göz açtırmıyorlar.

Ve bu çetenin lideri sizsiniz…

- Evet, benim…

Bu çetenin adap kurallarını savunduğunu, onun arkasında olduğunu söylediniz. Biraz açabilir miyiz bunu?

- Mesela kurallarımızdan biri okuldan biriyle flört etmek, çıkmak yasak. Ahlaki değerlerimizi kaybettiğimizi savunan, onun arkasında duran bir çete bu… Ahlaki değerler onlar için çok önemli. Ama kesinlikle tutucu değiller. Mini eteklerini de giyiyorlar, makyajlarını da yapıyorlar. Diğer yandan belli bir yaşa gelmeden seksi sakıncalı buluyorlar. Alkol, sigara ve uyuşturucunun karşısındalar. Bu kızların hepsi birbirini savunan, koruyan kızlar. Kendi aralarında hiç kıskançlık olmuyor. Bir de bu kızlar çetesi, erkeklerin karşısında güçlü olmak için kurulmuş. Feminist bir tavır var yani… Neyin, ne zaman ve nasıl yaşanacağını bilen çok zeki bir grup “Adab-ı Muaşeret”… Gerçek duygulara önem veriyorlar.

Peki, iyi yönetebiliyor musunuz bu çeteyi?

- Zeynep, iyi bir çete lideri. Çok duygusal… O yüzden de işin içine aşk girince, çetenin kurallarını ilk bozan kendisi oluyor. Yani işin içine aşk girince, Zeynep kendi koyduğu kuralları çiğniyor. Sorun da burada başlıyor zaten. Zeynep yanlış yapıyor. Bunu ekibine söylemiyor ama ekip farkına varıyor ve bunu ortaya çıkarmaya çalışıyor.

LİSEDEYKEN BEN DE ETEĞİMİ KIVIRIRDIM

Bu arada film fotoğraflarına baktım da okul formalarınızın boyu epey kısa?

- Yoo, o mini etek değil ki? Diz üstü… Bu mini sayılmaz…

Siz liseye giderken mini giyer miydiniz ya da belini kıvırır mıydınız?

- Evet, kıvırırdım. O yaşlar tam karakterin, giyim tarzının oluştuğu yaşlardır. O yaşta okula giderken mini etek giymenin nedeni teşhircilik değildir. Lütfen öyle algılanmasın. Kızlar tamamen kendini hoş görmek istediği için mini giyiyor ya da formasını kıvırıyor. Ayrıca mini etekle okula gitmek büyük rahatlık. Niye etekler öğrencilerin ayağına dolansın ki! Güzel olan giysin.

“Hababam Sınıfı” lezzetinde bir film diyebilir miyiz “Adab-ı Muaşeret” için?

- Her okulda bir “Hababam Sınıfı” durumu vardır. “Hababam Sınıfı” serisi çok gerçek ve güzel şeyler yansıtıyordu. Bizim filmimiz de işte o lezzette… Bu yüzden, 2009 yılının “Hababam Sınıfı” diyebiliriz bizim film için. Benzerlikler bulunacaktır ama biz bundan rahatsızlık duymuyoruz. Bu filmde öyle plajda geçen bir hikaye, bikinili kızlar falan yok. Bu film, gerçekten adam gibi bir okul filmi. Ana fikri de doğru özgürlüğün savunulması…

Doğru özgürlük derken…

- Adap kurallarını aşmadan yaşanan özgürlük… Çünkü lise tam ergenlik dönemi… ıyinin, kötünün tam ayırt edilemediği, “ben büyüdüm” edalarıyla dolaşıldığı bir dönem. Tamam, her lise öğrencisi özgür bir birey, ama özgürlüğü sınırları aşmadan yaşamak gerek… Mesela bu çetedekiler sigaraya, içkiye, uyuşturucuya karşılar. Sadece haylaz ve fırlamalar. Asla saygısız değiller. Dertleri eğlence…

Peki… Bunun dışında neler yapıyorsunuz, yeni projeler var mı?

- Müzikle ilgili var. DJ-Keman projemiz var. Kıbrıs’ta 7 konser verdim, çok beğenildi. Bunu devam ettirmek istiyorum.

DJ-Keman performansı nasıl oluyor?

- Dj çalıyor, ben de doğaçlama keman çalıyorum. Çok iyi gidiyor. Bunu daha da geliştireceğiz. Müziğin dışında bir de sinema filmi senaryosu üzerine çalışıyorum. Eğer yönetmenimiz başarılı bulursa ve 17 yaşında göstermeye devam etmezsem bu filmi hayata geçireceğim. Tek derdim 17’den büyük göstermemem! Oysa 26 yaşındayım…

Arda Kural’la neden ayrıldınız?

- Olmadı… Arda aslında benim çocukluk arkadaşımdır. Sonra fark ettim ki, biz çok iyi arkadaş olmuşuz. O yüzden bitti yani. Sevgili olarak aramızda bir heyecan yoktu. Kader… Arda benim ben de Arda’nın ilk aşkıydım aslında. Ben 16’yken o 17 yaşındaydı ve birbirimize aşık olmuştuk. Üç yıl birlikte olduk. Sonra bitti. 7 yıl ara verdik ve tesadüfen yeniden bir araya geldik. Tekrar bir şeyler olabilir mi diye konuşurken, bıraktığımız yerden devam ettik ama olmadı…

Olmamasının sebebi nedir, yaşanmış bir şeyi tekrar denemek mi?

- Bilemiyorum… Bu konuyu kapatmış durumdayım. Üzüldüğüm bir durum yok, onun da yok. Onun da benim de hayatlarımız, kafalarımız değişmiş. ıkimiz de yedi yıl önceki gibi değiliz. Keşke yeniden bir araya gelmeseydik de demiyorum. Çünkü insan olarak Arda’yı çok seviyorum.

Aşk nedir sizin için?

- Romeo ile Juliet aşkına inanan bir yapım var. Günümüzde artık bu yok. Aşk çok zorlaştı. Böyle bir aşka inancım kalmadı artık. Kısmetimde nasıl bir aşk varsa onu yaşıyorum. Benim şu an çok yeni bir ilişkim var. Tekstille uğraşıyor. Çok da iyi gidiyor. Romeo ve Juliet aşkını yakaladım diyebilirim. Bu arada Arda’nın da başka bir ilişkisi var. Ona da mutluluklar diliyorum. Onunla yaşadığım ilişkiden asla pişmanlık duymuyorum. O benim kardeşim gibi olmuş…

DEPRESYON İLAÇLARI YÜZÜNDEN KİLO ALDIM

Bazı hayranlarınız sizin büyüdükçe çirkinleştiğinizi düşünüyor…

- Olabilir… Aslında ben kullandığım bir ilaçtan dolayı biraz kilo aldım.

Ne ilacı kullandınız?

- Depresyon…

Neden?

- Büyük depremden sonra kullanmaya başladım. Yalova’da akrabalarım vardı, kayıplar yaşadım. O beni çok yıprattı. Dayılarıma, anneanneme falan bir hafta ulaşamadık. Evleri yan yattı falan… Sıkıntılı günlerdi benim için… Dolayısıyla bende deprem korkusu oluştu. Ve uzun süre ilaç kullanmak zorunda kaldım…

Öldü, tekrar dirildi

21 Mayıs 2009

Kalp krizi sonucu hayatını kaybeden hastanın yarım saat sonra yaşadığı anlaşıldı. 21 .05.2009 / 06:40:11
Batman’da özel bir hastanede tedavi görürken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden hastanın yarım saat sonra yaşadığı anlaşıldı.

Aşırı terleme ve göğsünde oluşan rahatsızlık nedeniyle özel bir hastaneye giden Hasan Altun (54), yapılan kontrollerinde kalbe kan pompalayan ana damarlarından birinin tıkalı çıkması üzerine müşahede altına alındı. Müdahale esnasında kalp krizi geçiren Altun’a, elektro-şok uygulaması yapıldı. Elektro-şoktan sonra kendinden geçtiği anlaşılan Hasan Altun’un öldüğü sanıldı. Dışarıda bekleyen eşi Pervin Altun ve çocuklarına acı haber verildi. Kısa bir süre sonra da ailenin diğer yakınları da hastaneye akın

etti.

Büyük bir üzüntüye kapılan aile fertleri gözyaşlarına boğuldu. Çok karmaşık duygular yaşadıklarını belirten Pervin Altun, “Sabah kahvaltısında eşimin kendini iyi hissetmediğinin farkına vardım. Israrım üzerine hastaneye geldik. Hastanede bir takım müdahalelerde bulunuldu. Bir süre sonra dışarı çıkan doktor bize başsağlığı dileklerinde bulununca, dünyamız başımıza yıkıldı adeta. Olayı duyan diğer yakın akrabalarımız da buraya geldi. Yarım saat boyunca acı içinde ağlaştık. O anları kelimelerle anlatmak mümkün değil. Bu arada yakın akrabalarımızdan bazıları imam ayarladı, bazıları da kefen filan ayarladı. Mezar yeri ayarlamak için bile görüşmeler yaptık. Sonra gelen ani haberle büyük bir şok daha yaşadık. Gelen doktor eşimin yaşadığını söyleyince ne yapacağımızı şaşırdık. Acılı göz yaşlarımızın yerini sevinç gözyaşları aldı” dedi.

Öldü sanılıp sonra yaşadığı anlaşılan TEDAŞ emeklisi Hasan Altun ise hiçbir şey hatırlamadığını ifade etti. Kendisine müdahale edildiği ana kadar bilincinin açık olduğunu söyleyen Altun, daha sonrasını ise hatırlamadığını belirtti. Kendine gelir gelmez başındaki doktordan sigara istediğini söyleyen Altun, şunları söyledi:

“Kendimden geçtikten sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde başımda bekleyen doktordan sigara istedim. Doktor kızdı ve bir daha kesinlikle sigara içmemem gerektiğini söyledi. Doktorun önerisini aynen uygulayıp, bundan sonra sigara içmeyeceğim” diye konuştu.

“MUCİZEYİ GERÇEKLEŞTİRDİK”

Geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Hasan Altun’un 25 dakika sonra hayata dönmesi Özel Dünya Hastanesi doktorlarını da şaşırttı. Hastane Başhekimi Dr. Tuncer Toklu, “Hastanın tıkalı damarı için anjiyo yaptıktan sonra, birden cihazın şeridi düz oldu. Şoklarda kendine gelmeyince, kalbine geçici pil takarak çalıştırıldı. Tüm doktorlarımız seferber olmuştu. Hasta yakınlarına öldü haberini verdikten sonra mucize bir şekilde hasta nefes alıp-vermeye başladı. Bu gördüğümüz en ilginç vaka. Şimdi hastanın sağlık durumu iyi. Kendini toparladıktan sonra taburcu edeceğiz” dedi…

Eşi ilk kez konuştu

21 Mayıs 2009

BBP lideri, Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin öldüğü helikopter kazasını araştırmak üzere kurulan TBMM Helikopter Kazasını Araştırma Komisyonu, BBP yöneticileriyle bugüne kadar hiç konuşmayan Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu’nu dinledi.

Kaza anında enkazın bulunmasına kadar geçen süreçte oluşan tüm soru işaretlerini tek tek gündeme getiren Gülefer Yazıcıoğlu’nun en çarpıcı sözleri, Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’nin olaydan hemen sonra yaptığı, “Enkaz bulundu. Yazıcıoğlu’nun bir ayağı ve kaburgası kırık. Hastaneye götürülüyor” şeklindeki açıklamasına ilişkin oldu.

Gülefer Yazıcıoğlu, “Valilerin verdikleri yanlış bilgiler aramayı durdurdu. Kayseri Valisi, ‘Bulundu, ayağı ve kaburgası kırık’ dedi. Daha sonra bu açıklamayı yalanladılar. Üç gün sonra ise enkaz bulundu ve yapılan otopside gerçekten kocamın ayağı ve kaburgası kırık çıktı. Bu tesadüf müydü? Bunu nereden biliyordu? Hepsi tesadüf müydü? Hangi istihbarat biriminden aldı? Kuşları mı var?” dedi.

Yazıcıoğlu, eşinin, içinde önemli evrak, para, silah ve sık kullanmadığı özel cep telefonu bulunan çantasının kayıp olduğunu belirtirken, “Cep telefonu bana teslim edildi ama içinde kartı, hafızasında hiçbir bilgi yoktu, temizlenmişti. Silahı bulunmuş ancak evraklar ve çanta teslim edilmedi. Araştırılmasını istiyorum” diye konuştu.

Yazıcıoğlu, pilotun kalp hastası olduğunun ortaya çıktığını belirtirken, “Hasta olan kişiye uçuş izni nasıl verildi?” diye sordu…

Üç arkadaşın hazin sonu

21 Mayıs 2009

Bahçeköy’de oturan 5 arkadaş, dün öğleden sonra Tavas ilçesi Nikfer beldesine bağlı Yorga köyüne gitti.

Köy yakınlarında ,bulunan etrafı tel örgülerle çevrili yangın havuzunun başına giden gençlerden Tavas Ticaret Lisesi öğrencisi Musa Mucip (18), ayaklarını havuza uzattı. Lise öğrencisi ayağının kayması sonucu havuza düştü.

Arkadaşlarının havuza düştüğünü gören Nikfer Köse Ahmet Lisesi öğrencisi Yusuf Barak (14) ile Kızılcabölük Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi Fatih Yollu (16),

havuza girerek Musa Mucip’i kurtarmak istedi. 3 lise öğrencisi, havuzun balçıkla kaplı olması ve yüzme bilmemeleri nedeniyle çırpınmaya başladı.

Bunun üzerine Mehmet Ali ve Ömer Dilenç isimli kardeşler, çevrede buldukları ağaç dallarıyla arkadaşlarını kurtarmaya çalıştılar ancak başaramadılar.

Arkadaşlarının boğulacağını anlayan iki kardeş, hemen Yorga köyüne giderek yardım istediler. Olayın duyulması ile birlikte çocukların aileleri ve yakınları olay yerine akın etti. Yakınları, gözyaşları içerisinde çocukların kurtarılmasını bekledi. Olay yerine gelen Denizli Sivil Savunma Müdürlüğü’ne bağlı dalgıçlar, yangın havuzunda boğulan 3 lise öğrencisinin cesetlerini bularak havuzdan çıkardı…